List

Zaman zaman zorunluluklar sebebi ile devlet dairelerine gitmek mecburiyetinde kalırız. Gitmeden önce kendimizi nasıl hissederiz? Muhtemelen ortak duygumuz; tedirginlik olacaktır. Başımıza neler geleceğini, hangi memurun bize nasıl çıkışacağını, kaç saat ayakta bekleyeceğimizi ve de en önemlisi işimizi bir gün içerisinde bitirip bitiremeyeceğimizi düşünerek yola çıkarız ve muhtemelen bütün yol boyunca, bilinçaltımızda bu soruları kendimize sormaya devam ederiz. Dolayısı ile vardığımızda zaten gardımız kırılmış veya kavga etmeye hazır hale gelmişizdir.

Ben şans eseri çok sayıda eğitim alma fırsatı yakaladım. Bunlardan bir tanesi de Vücut Dili Okuma ve Kullanma Eğitimi idi. Hatta bu eğitimi birkaç defa, farklı kişilerden alma fırsatı yakaladım. Bu eğitimi tekrar almak istedim ve bunu bir sınıf ya da konferans ortamı yerine online ortamda, yani uzaktan eğitim yolu ile almayı tercih ettim. Çünkü zaman zaman ihtiyaç duyabileceğimi düşünerek eğitimin elimde kalmasını arzuladım.

Uzatmayalım…

Bir eğitim satın aldım ve videoları izlemeye başladım. Videolardan bir tanesinde, eğitimi veren kişi devlet dairelerinde kullanmak üzere bazı tavsiyelerde bulundu. Kısaca neydi bu tavsiyeler;

– Ayaktaysanız, elinizi arkaya bağlayın

– Karşılıklı konuşurken fazla göz teması kurmayın

– Karşınızdaki kişi bir şeyler anlatıyorsa; göz teması kurduğunuzda kafanızı 1-2cm yana yatırarak dinleyin

Ben hemen, –elini arkaya bağlamaya– takıldım zaten. Kalkıp kesin bir memur “Ne diye burada ağa gibi dolaşıyorsun? diyecek” dedim kendi kendime. Sonra, başıma gelebileceklere hazırlanıp bunu uygulamaya karar verdim. Çünkü, eğitimi veren kişiye güveniyordum. Sadece Türkiye’de değil, dünyanın pek çok ülkesinde ismi saygıyla anılıyordu ve Birleşmiş Milletler‘in bürokratlarına bile eğitim vermiş değerli bir kişiydi.

Devlet dairesine gittim ve bu eğitimcinin tavsiye ettiği bütün kriterleri uygulamaya başladım. Tabii sadece yukarıda belirttiğim üç (3) maddeyi değil. Eğitim süresince vermiş olduğu diğer tavsiyeleri de harfiyen uygulamaya çalıştım.

Sonuç olarak iki (2) masa / memur ile iş gördüm. Başıma geleni söyleyeyim. Bana hayatımda ilk defa bir memur “Oturmaz mıydınız?” diye sordu. Diğer memur ise “Ayakta kalmayın; lütfen böyle oturun” dedi ve her iki memur da gerçekten benimle ilgilendi.

Bu bir rastlantı olabilir mi? Olabilir. Ama bundan sonra denemeye devam edeceğim bir gerçek. Vücut dili kullanmanın öneminin farkındaydım ama devlet dairesinde işime yarayacağı hiç aklıma gelmedi.

Yukarıda yazdıklarımı yanlış yorumlamanızı arzu etmem. Çünkü bu eğitim, insanın davranışlarına yapaylık katar ve doğallık bence en sağlıklı iletişim biçimidir. Ben bu eğitimi genellikle, aynı ya da benzer eğitimi almış diğer kişilere karşı kullanırdım. Çünkü konuyu biliyorsanız, onların hareketlerinin tesadüf olmadığını anlar ve hemen karşılığını verebilirsiniz.

8 Responses to “Tecrübe: Devlet Dairelerinde Vücut Dilinizi Nasıl Kullanmalısınız?”

  1. Alper Fatih Çatal

    Tamamen tavsiyenize katılıyorum ben konuyla ilgili kitaplar okuyarak (özelliklede Türk eğitimcimizin yazdığı kitap) daha sonrada uygulayarak yararlarını gördüm

    • Aybars Oruç

      Merhaba,

      Siz kimin kitabını okumuştunuz; öğrenebilir miyim?

      Selamlar

  2. Hakan Alnıaçık

    Size boşuna “Altın Beyin” demiyorlar. Bu sıfatı, sonuna kadar hak ediyorsunuz.

    • Aybars Oruç

      Değerli yorumunuzdan ötürü teşekkür ederim Hakan Bey. 🙂

  3. Şeref KUZU

    Ben biraz bu konuya kendi mantığımla biraz daha farklı bakış açısı getirmek isterim.

    Bence, siz ne kadar bunun eğitimini lâyıkı ile, en doğrusu ile alırsanız alın, eğer o karşınızdaki memur, farklı bir kültüre veya zihniyete sahipse ya da mecâzi anlamda o gün solundan kalkmış ve de o gün görev başına gelene kadar başından kötü bir olay geçmişse, siz ne yaparsanız yapın, o, size değil kibar davranmak, aksine ötelemek ve hıncını almak için elinden geleni ardına koymayacaktır 🙂

    Bu söylediklerimi de lütfen, “günümüz Türkiye insanı” düşüncesine hâkim bir varsayımla bir kenara not ediniz… 🙂

    Saygı ve sevgilerimle..!

    • Aybars Oruç

      Değerli Şeref Abi,

      Açıkçası ben de aynı görüşteyim. Biraz şanslıydım. Karşımızdaki kişiye göre elbette sonuçlar değişiklik gösterebilir.

      Aslan ve inek arkadaş olmuşlar. Birgün inek, aslana “Hadi içmeye gidelim” demiş. Bizim aslan “Evde hanım bekler; geç kalmamam gerek” diyerek ineğin davetini geri çevirmiş. Bunun üzerine inek sinirlenip “Sen ki ormanlar kralısın, karından korkmaya utanmıyor musun” diye sormuş. Aslan dönüp, “E bizi de evde herhalde inek beklemiyor” demiş 🙂

      Sevgiler, Saygılar

      • Şeref KUZU

        Sayın Aybars bey hocam; teşekkür ederim, en azından kendi ağzınızdan benimle aynı görüş ve mantıkta olduğunuzu öğrenmek, beni fazlasıyla ihya etti ve “acaba ben mi yanlış bir yerlerdeyim?” düşüncesiyle boğuşan, şu an’ a kadar olan tedirginliğim, inanın birden yok oluverdi 🙂

        Bu arada anlattığınız fıkra da “cuk” oturmuş konumuza 🙂

        Selametle !..

        • Aybars Oruç

          Değerli Şeref Kaptan’ım,

          Olur mu hiç, çok doğru bir noktaya parmak basmışsınız. Fıkrayı beğendiğinize de ayrıca memnun oldum. Teşekkür ederim.

          Sevgiler, Saygılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir